ESRA DANDİN & EGEMEN ŞENKARDEŞ

Bazen beğendiğiniz bir film ya da bir mekan görürsünüz ve arkasındaki hikayeyi bilmek size ilham verir. Tıpkı Paris’teki Rose Bakery’yi kuran çiftin hikayesi gibi. Her şeyi bırakıp öyle bir dükkan açmak, Rose Carrarini gibi bir kadın olmak istersiniz. Öyle bir hikayenin bir de gözünüzün önünde yazılıp yaşandığını düşünün. Dandin Bakery’yi kuran Esra Dandin ve Egemen Şenkardeş bu hikayenin gözümün önündeki iki

kahramanı. “Kendi kendine vakit geçirmeyi seven evcimen çocuklar, hayal kurmaya ve keşfetmeye daha meyilli oluyorlar sanırım. Yani ikimiz de öyleymişiz” diyor, Egemen. Bazı çocuklar büyüdükçe hayallerinden uzaklaşsa da kimileri küçüklüğünde biriktirdiklerini ifade etmek için yollar aramaya başlıyor. 26 yaşındaki Esra birkaç yıl süren iş hayatına bir süre önce son veriyor ve Egemen ile beraber Karaköy’de Dandin

Bakery’i açıyorlar. Egemen meraklı ve felsefeyle motive olan, doğa ile teknolojiyi aynı anda sevebilen biriyken, Esra’nın dünyası beş duyusuna hitap eden renkler, tatlar, yumuşak ve güzel şeyleri bir araya getiren biraz fantastik, evcimen ve romantik görünüyor. Bundan dört sene önce bir gece kulübünde Egemen, 2 metrelik boyuyla tek başına dans ederken o zamanlar Moda Tasarım bölümünü bitirmeye çalışan Esra’nın dikkatini

çekiyor. Koleksiyonu için model arayışında olan Esra, Egemen’in ayakkabı numarasını sorarak ilk adımı atıyor ve o günden sonra görüşmeye başlıyorlar. O zamanlar bir marangozluk atölyesi kurmayı planlayan Egemen, bugünkü Dandin Bakery’nin yerini kiralıyor ve burada hem çalışıp hem yaşamaya başlıyor.

Keşfettiklerini, imkanlı ve imkansız hayallerini paylaştıkları ortak bir yaşam oluşturuyorlar. Bir ayağı hayallerde, öbür ayağı gerçek dünyada. Durmadan üretimine devam eden bir fabrika gibi, iç dünyalarından yansıyan her şeyi gerçeğe dönüştürmenin yollarını arıyorlar. Bu hayaller üreten fabrikada görev dağılımı, Egemen’in olayların ve durumların temelini atması, Esra’nın ise işin makyajını ve görselliğini tamamlaması ile gerçekleşiyor. Egemen’den bir tutam modernizm, Esra’dan biraz romantik rötuşlar ekleniyor. Egemen’le konuşurken “Birisi öteki olmadan olmadığı için güzel bir alışverişimiz var. Ben onun hayallerini kırıyorum, o benim tekdüzeliğimi” diye ekliyor.

Birlikte taşınacakları evi dekore ederken kısıtlı bütçeleri iyi tasarlanmış ve ruhu olan tasarım ürünlerine ulaşmalarını engelliyor. Onlar ise çareyi bütçelerini kaynak, demir kesme makinelerine yatırmayı seçiyorlar ve böylece hem makinelere hem de kendi tasarladıkları eşyalara sahip oluyorlar. İstanbul’un çeşitli yerlerindeki antikacılardan buldukları porselen takımlar, avizeler ve aksesuarlar evin tamamlayıcıları oluyor.

Karaköy’ün değişimi ile atölyelerini taşıyarak Dandin’i hayata geçirme kararını alıyorlar. Yapım sürecine bire bir şahit olduğum evlerindeymişim hissi yaratan bu mekanda, masalardan sandalyelere, lamba ve tuzluklardan yemeklere her şeyi kendi elleriyle ürettiklerini biliyorum. Kimi zaman tasarımla yetinmeyip malzemeyle çalışma tutkularına kapıldığım ve onlarla sabahladığım bile oluyor. Egemen, ustalara güvenmeyip yüzlerce karoyu kendi elleriyle tek tek yerleştirirken işin bitmeyeceğini anlayıp fırında pişen ekmek kokularıyla koltuklarda uyuyakalıyoruz. Bize ve kendilerine kurdukları sofralar, deneme – yanılmalarla menüler oluşuyor. Necip usta tarifleri, Ettore Sottsass ve sketchleri, Nathalie Parain’in çocuk kitabı illüstrasyonları, bazen seyrettiğimiz bir film mutfağa ilham verebiliyor. Büyük Budapeşte Oteli’ndeki pastel tonlu religieuseler’in menüye girmesi gibi. Pikniğe çıkarken yanlarına aldıkları porselen piknik setiyle piknik yapma keyfini yaşattıkları gibi evlerinde veya nerede olursa olsun hayatlarının her yerinde taşıdıkları stilleri bana ilham veriyor, hayallerimi zenginleştiriyor.

Her insanın sevdiği şeyleri bir çatı altında toplama hayali vardır. Kendi işinizi yapmak istediğinizde seçtiğiniz yol, zorluklarla dolu olsa da çıkan sonuçlardan tatmin olduğunuz ve sizinle aynı hayalleri paylaşan insanları gördüğünüzde bu zorluklar önemini yitirir. Tıpkı stilize ettikleri hayatlarında başkasının değil, kendi hayallerinin peşinden giden Esra ile Egemen’inki gibi. Q İREM TANMAN

Kapılar tüm misafirlere açık (en üstte). Ene Rohmer filmleri ve renk paleti her daim ilham aldıkları pastel renkli dünyalardan oluşuyor, Le Rayon Vertfilminden bir kare (üstte).

1087 yapımı Babette in Şöleni filminde tatlı olarak sunulan elma ve tarçınlı kek Kugelkopfun Esra’nın elinden çıkma günümüze uyarlanmış hali.

ESRA DANDİN & EGEMEN ŞENKARDEŞ

ESRA DANDİN & EGEMEN ŞENKARDEŞ

Yorum Yaz