Metin Yılmaz’ın Evi

Pera gibi tarih kokan bir semtte, kendini bu dokuya ve evine ait hisseden Metin Yılmaz’ın yaşam alanına konuk olduk.

Ev sahibi Metin Yılmaz başta Avrupa olmak üzere yurtdışında çeşitli eğitim organizasyonları yaptığı için yoğun bir seyahat programı olan ve iş dışında kendine ve sosyal çevresine ayırabildiği zaman oldukça kısıtlı olan biri. İşkolik olmaktan gizliden gizliye keyif de aldığı belli olan ev sahibi stresi ve tempoyu dengelemek için her boş anında arkadaşlarıyla zaman geçirdiğini anlatıyor. Tatil günlerinde vaktini her türlü sanat faaliyeti, sergi ve sinemayla geçirmeye çalıştığından; İstanbul’a varıp uçaktan indiğinde yaptığı ilk işin nerede ne olduğunu araştırıp program yapmak olduğundan bahsediyor. Metin Yılmaz Pera’ya taşınma hikâyesini şöyle aktarıyor: “Havaalanına yakın olduğu için önceden tercih ettiğim Yeşilyurt’ta yıllarımı harcamışım meğer. Bölgenin tekdüzeliğinden kurtulduğumu Pera’ya taşınınca fark ettim. İşin komiği neden zevk alıyorsam hepsi burada. Aileden ve çevreden de koşullandırılıyoruz. Oturduğun ev illa 3+1 olsun, sitede olsun, güvenliği, otoparkı olsun vs. Halbuki ne evliyim, büyük bir eve ihtiyacım var, ne de arabam var, otoparkına parkedeyim. Burada yaşamayı anlatmak kolay değil. Anlatılmaz yaşanır derler ya. Bir kere hiç sıkılmıyor, hiç yalnız kalmıyorum. Günün hangi saati olursa olsun, yerli yabancı tanımadığınız insanlarla oturup konuşabiliyorsunuz. Tanımasanız da konuşacak, paylaşılacak, farklı insanlardan öğrenecek o kadar şey varmış ki, şaşırıyorum, kaldı ki pek sosyal bir insan da sayılmam. Ne zaman isteseniz görecek, yapacak bir şeyler var.

Gri kanepe ve cumbadaki koltuk, IKEA’dan alınmış. Orta sehpa ve deri koltuk, Mudo Concept’ten seçilmiş. Sandalyeler, Kartell marka. Aksesuarlar, seyahatlerden alınmış. Bar-masa, özel imalat. Bar sandalyeleri, IKEA’dan alınmış.

Yeter ki sokağa çıkın, arayın, bulun. Yepyeni bir sosyal çevrem oluştu. Ne çok benim gibi insan varmış meğer. Hayatları başka yerlerde akan; ama aslen Pera’ya ait.” Bu evin kendisi için sadece bir ev değil; arkadaşı, belki de sevgilisi gibi olduğunun altını çizen Metin Yılmaz, evle beraber düşünüp, beraber yiyip içerek, beraber uyuduklarını anlatıyor. Yüksek tavan ve tuğla duvarların, tarihi yapının, küçük sevimli bu sokağın, hepsinin kendisine iyi geldiğini düşünüyor ve hatta onu sakinleştirdiğine inanıyor. Konfora takıl-madığını, az, ona yetecek kadar; ama sürekli derli toplu olması gereken eşyalar ile mutlu olduğunu söylüyor. Bu şekilde kafasını daha rahat toplayabildiğini, bir nevi sadeleştiğini anlatıyor. Metin Yılmaz buraya ilk geldiğinde evde bar-masa ve yatak dışında pek bir şey yokmuş. Ev sahibi koltuk, sandalye, sehpa vs gibi ufak tefek dokunuşlar yapmış, ondan önce ise tanınmış bir mimarla meşakkatli bir restorasyon geçirmiş ev. Ev sahibi loft tarzı ve yüksek tavanlarıyla ona yeterince çekici geldiği için mekanda fazla bir değişiklik yapmamış. Gündüzleri cumbanın perdesini açıp, saatlerce sıkılmadan oturduğundan, arkadaşları geldiğinde de en çok bar-masada zaman geçirdiğinden bahsediyor. Bizi ilk bakışta büyüleyen bu evden ayrılırken, ev sahibinin kendine kurduğu sade, tek kişilik ama bir o kadar da kalabalık yaşamına bakıyor ve bizim de aslen Pera’ya ait olup olmadığımızı düşünüyoruz.

Metin Yılmaz'ın Evi_9.jpg

Metin Yılmaz'ın Evi_20.jpg

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir