Modern Muhteşem Mimari Evler

Mimarlık, böylece, kendini kodlara sahip bulur, fakat ikna edici olabilmek için bu kodlan kontrol edebilmelidir ya da, başka bir ifadeyle, kendi ikna edici ve bilgilendirici olma istenci karşısında bu kodlan oyuna sokabilmelidir. Yani kodlan olumsuzlamadan “beklenen retorik ve ideolojik sistemlerin altüst edilmesine” meyilli olmalıdır. Bu şekilde, mimarlık, “iletişim gibi bir pratiğin ana eksenlerinden biri (en önemlisi değil) olarak” sunulur.

Bireyin yalnızca onu belirleyen yapıların nedensel bir kesişim noktası olduğu, öznesiz bir tür felsefe olan yapısalcılık, çok sayıda modemite eleştirisine ve ileride postmodem diye anılacak olan harekete kapı aralamıştır. Yapısalcılık, ayncalıklı düşünce nesnesini mimaride bulur; bunun nedeni, büyük ihtimalle, mimarinin Batı metafiziğinin en önemli ikiliklerini içinde banndınyor olmasıdır: doğalyapay, doğatarih, formiçerik. Modemiteden çıkmaya yönelik her çabanın aynı zamanda Batı eleştirisi olamayacağı ortaya konur. Postmodemizmle mimarlık arasındaki ilişki üzerine hayli önemli estetikfelsefîsosyolojik bir çalışma vardır; Janks veya Harvey bu kampta görülebilir.

Frederic Jameson, altmışlı yıllardan sonra kültürün evrimini kavramaya çalışırken, 1984 tarihli Postmodern ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı adlı çalışmasında, “mimarlıkta estetik üretimdeki değişikliklerin çok daha görünür hale geldiğini ve mimarlığın ortaya çıkardığı kuramsal sorunların diğer alanlara göre daha fazla bir merkeziyet ve eklemlenme edindiğini” itiraf eder. Postmodern konumlar şu şekilde tanımlanır:

Modem gelişmenin ve International Style (Le Corbusier, Mies) denen mimari akımın amansız eleştirisi, biçimsel eleştiri ve analiz kentsel yaşam ve estetik kurum düzeyinin yeniden değerlendirilmesiyle kol kola gider. Geleneksel kentsel yapının ve çevre bölgelerin kültürünün yok oluşu (bu, ütopik kentin yeni modemgelişmiş yapılarının bağlamlarından radikal biçimde koparılması vasıtasıyla gerçekleşmiştir) modem gelişmeye atfedilir; eşzamanlı olarak modem hareketin seçkinciliği ve otoriterliği, acımasızca, karizmatik Maestro’nun buyurgan jestlerinde ortaya konur.

Bu seçkincilik karşısında, aşağıda anlatılanlarla birlikte, bir tür “estetik popülizm” ortaya çıkar:
Yüksek kültürle kitle kültürü ya da ticarî kültür arasındaki (esasen modemgelişmiş) smınn kalkması; Leavis ve Amerikan New Criticism’inden Adomo ve Frankfurt Okulu’na tüm modem ideologların büyük bir tutkuyla duyurdukları Kültür Endüstrisi’nin formları, kategorileri ve içerikleriyle sarmalanmış yeni tip “metinler”in ortaya çıkışı. Nitekim, postmodern, Kitsch’in, televizyon dizilerinin ve Reader’s Digest kültürünün, reklamların ve motellerin, televizyon şovlarının ve B tipi Hollywood filmlerinin, ucuz baskılarıyla havaalanlarında dağıtılan, Gotik, romans, biyografik roman, polisiye, bilimkurgu ve fantezi kategorilerine ayrılmış sokakyayıncılığmm “aşağılayıcı” manzarasının tümüyle etkisindedir: postmodern ürünlerdeki malzemeler, Joyce veya Mahler’de olduğu gibi basitçe “alıntılanmazlar”, tözleriyle her şeye nüfuz ederler.

Jameson’a göre, postmodemle birlikte, kendimizi, “yapı mekânının değişimi”, “hâlâ yeterli algısal kapasiteler geliştirmediğimiz” ve bizden “yeni organlar” geliştirmemizi, “alıcılarımızı veya vücutlarımızı şu ana kadar hayal edilmemiş, belki de nihaî analizde imkânsız yeni boyutlara genişletmemizi” isteyen bir “hipermekânm” karşısında buluruz.
Mekân başka anlamlar üstlenir, var olanın ölçüsü olma kapasitesini yitirir, yani atopik hale gelir. Perspektif, Barokta olduğu gibi “genişlediği” için değil, ama önemsizleştiği için düzene sahip olmaz. Jameson şunları yazar:
bu mekânın hacimden veya hacimlerden, başka terimlerde de olsa, konuşmayı imkânsız kıldığını söylemeye çalışmışlardır. Bu mekânı işgal eden asılı kurdeleler, aklı, sistematik biçimde ve teamülen, herhangi bir form hipotezinden uzaklaştırır. Gözlere kadar ve tüm vücutla bu hipermekânm içindeyizdir.
Atopya, bizi Danvinci anlamda yeni alıcılara sahip olmaya, özdeşleşmek ve özdeşleştirmek için farklı prosedürlere, yeni zihinsel haritaların inşasına zorlar.
Bu noktada, Bürger’in postmodem tezinden bahsedilebilir:

 

mimari evler, daireler, mimari, mobilya, dekorasyon

Yorum Yaz

13 + = 15