Muhteşem Mimari Daireler

Yeni Dünya ve Tarih: Modernite’nin Doğuşu


Antik ve Ortaçağ dünyaları için elimizde sadece tek bir metin Vitruvius’un De architecturalsı varken, modem çağda estetikle mimarlık arasındaki bağları anlamaya çalışırken karşımıza çok sayıda metin çıkar. Bu durum, teori ile pratik arasındaki kopuştan kaynaklanır.
Antik dünyada, kimi istisnalar mevcut olsa da, entelektüel emekle el emeği arasında bir aynm söz konusudur. Modemite ile beraber bilim haline gelen teori, kendini biçimsel bir bakış açısından tanımlar, böylece “doğrulanabilir” hale gelir; pratik ise teknik anlamda yeniden üretilebilirliği temelinde değerlendirilir.

Teori ile pratik arasında, bilimle teknik arasında olduğu gibi, antik dünyada olmayan bir ilişki kurulur: teori ve bilim biçimsel olarak ne kadar özerkleşirlerse, pratik ve teknik üzerine o kadar çok çeşitlendirilmiş yönlendirmeye sahip olurlar; üretim süreçleri ne kadar “uzmanlaşır” ve de gerekli teknikler ne kadar keskinleşirse, teori ve bilimin sahip olduğu sorunsal ufuk o kadar genişler. Aralarında diyalektik bir ilişki kumlur; bu ilişki uyarınca teori pratiği, pratik teoriyi dışlamaz: Modemite’de ilerleme fikrinin önceliği de buradan türer, ilerleme, ancak tüm bilişsel sisteme bir üstmantık (metalogica) matematik atfedildiği müddetçe mümkündür; bu üstmantık, örneğin, hem bir teorinin teorisini, yani bir epistemolojiyi, hem de pratik üzerine teorik bir bilgiyi mümkün kılar.
Sanat, özellikle de mimarlık için akademik çalışma biçiminde bir teorik düşünce alanı açılır. Kaçınılmaz olarak normatif ya da, daha iyi bir ifadeyle pratiğe yol gösterici bir işleve sahip olan bu alan, mimarlık üzerine bir “söylem”in biçim selleştirilmesini sağlar.

Kendine has bir dil biçimlendiren bilim, teorik verinin bir kullanımının olabileceğini yadsımadan deneysel boyutu mantıksal gösterimden deneyin epistemolojik boyutunun da olabileceğini göz önünde tutun, “evrensel” önermeleri de tikel betimlemelerden ayırdıkça, sanat alanında bir taraftan “teorik” bir doğaya sahip özerk bir söylem oluşturulur, diğer taraftan da sanat adım adım kendi özerkliğine kavuşturulur. Bundan böyle, sanatın teori tarafından oluşturulmuş konuları daha sonra yanlışlamak için duyurması tesadüf değildir; aynı şekilde, teorik değerlendirmelerin, eşzamanlı olarak sanatın ürettiği şeyle herhangi bir tekabüliyetinin olmaması da tesadüf değildir. Sanat yönünü her zaman için “öte”ye çevirmişken, bilim kaçınılmaz olarak “içeri”ye yönelir. Bu ikili durum, bu andan itibaren, sanat eserinin kendi ontolojisine aittir ve önemli bir estetik yönü vardır: sanat eserinin, dolayısıyla da mimarlığın “nihaî” boyutuyla teorinin yol gösterici, betimleyici ve normatif boyutu arasındaki mesafe, sanatın pek çok olası algılanış biçiminin, yorumunun ve de aynı zamanda tanınıp toplumsallaşmasının mekânı haline gelir. Bu mekân eleştiri tarafından doldurulur. Böylece, teori ve eleştiri, eserle eserin içeriği, eserin kimliğiyle olası yorumlan, veri ile yargı arasındaki farklılık içinden estetiği besler. Eser üzerine söylem eseri kovalar, eser kendi özdeşleşimi içinde saklanır.

Eserin anlam ufku eleştirinin açık mekânı ve de teorinin modelleştirilmesiyle doldurulacak, eserin görüngüsel gerçekliği her özdeşleşimin ötesine yerleştirilecektir. Bu, eserin gizemidir; ama aynı zamanda eserin özgürlük mekânı, onun mutlak ve nesnel güzelin görkemli ve de korkunç buyruklanndan özgürleşmesi, kutsalın ikamesi gibi devasa bir risk alarak sekülerleşmenin geçirimsiz yollarını kat edişidir.

Bundan böyle, estetik, teori ve eleştiriyle iç içe geçecektir. Teori ile pratik, teori ile eser de denilebilir, arasındaki ilişkinin bu şekilde ifadesi, malların üretiminde, dağıtımında, değişiminde ve tüketiminde (toplumsalın estetikleştirilmesinin temel faktörlerinden biri olan bu sonuncusu modem dünyayı karakterize edecektir) yeni bir biçimin ortaya çıkışını ve de tüm modem
sosyoekonomik düzenin temel “değişkenler”inden olan toplumsal işbölümünün daha da fark edilir hale gelişini zorunlu kılmıştır.
Bir an önce işaret edilmesi gereken bir nokta daha vardır: estetik bir bakış açısından, modern çağla beraber mimarlık, mekanik bir sanattan liberal bir sanata dönüşür; resim, heykel, şiir ve müzikle beraber güzel sanatlar sistemine dahil olarak soylulaşır.

mimari, mimari evler, dekorasyon, mobilya

Yorum Yaz

− 4 = 6